bakım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bakım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ekim 2014 Çarşamba

Korkulu Rüyamız: Kırışıklıklar

Herkese merhaba;

Şimdi size hepimizin korkulu rüyası olan kırışıklıklar için geliştirilmiş yeni bir üründen bahsedeceğim.

Kırışıklıklar, yorgun görünüm ve sert yüz ifadesine mi sahipsiniz? Vazgeçemeyeceğiniz bir bakım ürünü sizlerle.

İşte karşınızda Vichy Liftactiv Advanced Filler !

Derin, dikey kırışıklık görünümüne ve sert yüz hatlarına, ifadesine elveda. Benzersiz çift performans gösteren bu ürün derin ve dikey kırışıklıkları düzeltir. Cilde gençlik ve pozitif yüz ifadesi kazandırır.

İçeriğini inceleyecek olursak, kırışık düzeltmesi için aktif bileşenleri harika bir kokteylden oluşuyor.
Bakalım aktif maddeler nelermiş.
Retinol %0.2; A vitaminin en saf halidir. Cildin hücre yenilenmesini sağlar. Yaşlanma karşıtı olarak bilinen en güçlü etkiye sahip bileşendir. Micro düzeyde ve gözle görülmeyen bir soyulma gerçekleşmektedir. Soyulma cilde zarar vermediği için hassasiyet yaşanmaz, hücre yenilenmesi gerçekleşir ve cilt yaşlanmasına karşı destek sağlanır. Retinol yavaş çalışan bir aktif maddedir. O yüzden çok yüksek konsantrasyonda retinole ihtiyaç vardır.
Adenosine %0.1; hücresel enerji deposudur. Aynı zamanda yüzey yenileyici kırışık karşıtı etkisi vardır.
Hyaluronik asit %0.2; artık bilindiği üzere kırışıklık düzgünleştirecek azaltıcı etkiye sahiptir. Doğal bir şeker türü olup kendi hacminin 1000 katı kadar nemi tutabilir. Hücreler arası boşlukta doğal olarak bulunur ve yıllar geçtikçe miktarı azalır. Bunun için dışarıdan takviye yapılması gerekir. Kırışıklıkların giderilmesinde ve daha dolgun cilt görünümü elde edilmesinde etkilidir.
L2412 %2; ciltte artan yumuşaklık, homojen ve aydınlık görünüm sağlar. Daha iyi bir cilt dokusu , sıkılaşmış gözenekler, artan kalite, azalan kızarıklık, esneklik ve nemlenme sağlar.


Kullanım şeklinde dikkat edilmesi gerekenler ise;

1. Ürün cilde maximum 1 kez uygulanmalıdır.
2. Hem ciltte yüksek etkinlik almak, hemde cildin güneş toleransı açısından özellikle gece kullanım önerilir. Eğer gündüz kullanılacak ise kesinlikle 2 saatte 1 tekrarlayarak spf 50 içerikli güneş kremi ile kullanılmalıdır.
3. Ürün kullanımı sırasında ciltte hassasiyet belirtileri olursa kullanıma birkaç gün ara verilebilir.
4. Daha önce retinol içerikli ürün kullanmamışsanız, gün aşırı kullanarak başlangıç yapılmalıdır.
5. Hassas, açık tenliyseniz haftada 3-4 kez kullanımı tavsiye edilmektedir.

Ürün kullanımında yüksek memnuniyet, kusursuz tolerans veren bir yapısı vardır.

  • Hassas ciltlere uygundur
  • Vichy Termal Su' yu içerir
  • Hipoalerjeniktir.
  • Paraben içermez
  • Yağlı, yapışkan ve parlak görünüm bırakmaz.
  • Dolgun ve yumuşak cilt hissi sağlar.
Vichy, Liftactiv Retinol HA ürünün formülünü geliştirerek böyle mükemmel bir ürün ortaya çıkarmış olup, yavaş yavaş raflarda retinol ha yerine bu ürünü görüyor olacağız. Satış fiyatı 109 TL dir.


Siz bu yeni ürün hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu ürüne karşılık bu kadar kuvvetli önerebileceğiniz başka bir ürün/marka var mı? 

Yazımı beğendiyseniz yorum bırakmayı ve beni takip etmeyi unutmayın :)

Sorularınız varsa yazmayı ihmal etmeyin. 

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.
Hoşçakalın !



İletişim:
Instagram: nevicoco
Twitter: neviico
Bloglovin: nevico
Email: nevicoco@gmail.com


22 Eylül 2014 Pazartesi

En Yakın Dostunuza Veda Etmek...

Herkese merhaba,
Ne yazık ki yaklaşık 1 aydır blog ile ilgilenemiyorum. Çünkü benim 11 yıllık dostum, arkadaşım, bebeğim kısaca herşeyim olan Tarçın'ım hastalığından dolayı çok ağırlaşmıştı.. Tüm zamanımı onunla geçiriyordum. Ve dün sabah saat 9.30 civarlarında bana veda etti.

Yazıyorum, acımı hafifletmeye çalışıyorum. Ama içim çok acıyor. Elbet bir gün olacağını biliyordum, insan buna kendini nasıl alıştırabilir ki?

Tarçın benim kucağıma verildiğinde daha 3 aylıktı. Ağzında diş yoktu, ayakta durmakta zorlanıyordu, merdiven basamaklarını çıkamıyordu.. Kısaca daha mini minnacık bir bebekti. 03.03.2003 yılında doğmuş. Karnesine o şekilde işlenmiş olarak bize bir sabah bir aileden hediye geldi. Avuç içi kadar birşey. Ancak Tarçın pet shoptan satın alınmış hasta bir köpekmiş. Tabii biz bunu çok sonra öğrendik. Bize hediye eden ailede 2 gün önce alıp bakamayacağını anlayarak bize vermişler. Onlar canlı, hemde bize muhtaç canlı ! Bakamamak ne demek? Hadi bakamıyorsun neden almaya kalkışıyorsun? Yine de iyi bakamayıp bize vermişler ki biz ailecek 11 sene yaşatmışız. Başka bir ailede olsa eminim çoktan sokağa atılmıştı..

İlk geldiği gün kanlı ishaldi.. Doktora götürdük. Çok yaşamaz ölür dediler. Daha ufacık olduğu için salonun ortasında ona yer yapmıştık. Yerde bende onunla birlikte yatmıştım. Aman bir şey olmasın diye. Bir şekilde atlattık biz bunu. Yaklaşık 1 sene sonra sara krizi geçirdi. Evet bildiğimiz insanlarda olan epilepsi.. Düzenli olarak ilaç kullanmaya başladı derken anüsten bağırsağı çıktı. Yaklaşık 3 ay hastanede yattı. İyileşti derken bir kez daha tekrarladı. 3 ay daha hastanede yattıktan sonra sadece sarası kalmış olarak tertemiz yuvasına döndü. Küçüklüğünden beri bir bağırsak problemi mevcuttu zaten. Her gün ilaç kullandığı için ilacın yan etkisi olarak zamanla duymamaya başladı sonra yavaş yavaş görmemeye başladı. Önce tek gözünü, 5-6 ay sonra da iki gözünü de kaybettik. Artık sağır, kör ve ara ara yine bağırsak problemi yaşayan , ama mutlu, hareketli, uysal bir köpekti. Çünkü rahatı hep yerindeydi.. Derken yaklaşık bundan 7 ay önce tuvaletini tutamamaya başlamıştı. Biz tekrar hastaneye götürdük. Ameliyat oldu. Bir parça alınıp patolojiye gönderildi. Ve kötü haber 2 hafta sonra geldi. Tarçın kolon kanseriydi. Halk adında bilinen yani bağırsak kanseriydi..

Doktor kemoterapi yanlısı olmadı. Çünkü ileri derecede en son safhaya gelmiş, getir götür yaparken kemoterapinin kusma, ateş gibi yan etkisi (insanlardaki gibi) hayvanı daha çok yoracağını, tedavi olarak herhangi bir cevap alamayacağımızı söyledi. Yani ya uyutacaktık, ya da o şekilde taburcu olup bakımını üstlenecektik. Biz tabii ki bakımı tercih edip evimize taburcu olduk. Kanaması olduğu için altını bağlamaya başladık. Bebek gibi günde 6-7 kez bezini değiştirirken, her defasında yıkayıp, ilaç sürüp bağlıyorduk. Bu da biraz onu rahatlatıyordu. Yemeğini yiyor, suyunu içiyordu. Bahçede bir alan yapmıştık. Yaz olduğu için o alana bezini açıp bırakıyorduk. Sıkıldığı zaman bize seslenip, içeri alıyorduk.

Ailem son 10 gündür İstanbul dışındalardı. Dönüş için normalde bu sabah yola çıkacaklardı.  18 Eylül'de birden bire çok hızlı şekilde ağırlaştı. Ne su içiyordu, ne mama yiyordu. Ayağa kalkamamaya başladı. Benim desteğimle kaldırdığımda kendini yere bırakıyordu, düşüyordu. Şırıngayla su vermeye başlamıştım. En azından su içsin diye. Çok zayıflamıştı. Altını değiştiriyordum, kucağıma alıyordum, seviyordum, öpüyordum. yatağına koyuyordum. Bizimkiler sıkılıp erken dönmeye karar vermişler. Pazar gecesi evdelerdi. Ben yine son olarak pazar akşamı altını değiştirdim, kucağıma aldım sevdim, öptüm, Allah'ım acısı varsa sen dindir dedim, yatağına yatırdım, çok zayıfladığı için de üstünü örttüm. Gece annemler geldi. Annemler de tarçını son olarak görmüş oldu. Sabah oldu, gözleri görmediği için zaten arada gözleri açık uyuyordu. Ben anlayamadım ilk başta yanına gittim. Hadi kızım gel dedim, daha bedeni sıcaktı belli ki daha yeni melek olup uçmuştu. Belki de annemleri beklemişti son nefesini vermek için.. Sonrası belli..

Tek temennim artık şuan çok mutlu olduğunu ve tek gücüm artık şuan acı çekmediğini bilmem.
İyi uykular bebeğim..

Seni çok özleyeceğim 11 yıllık dostum..

03.03.2003-21.09.2014
Canınızı sıktıysam affola.. Sadece sizlerle dertleşip, rahatlamak istedim..

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.
Hoşçakalın !

İletişim:
Instagram: nevicoco
Twitter: neviico
Bloglovin: nevico
Email: nevicoco@gmail.com


17 Temmuz 2014 Perşembe

Dermokozmetik mi, Evde Hazırladığımız Bakım Ürünleri mi ?

Herkese merhaba :)
Bugün size kısa bir bilgi vermek amacı ile bu yazıyı yazıyorum. Çünkü çoğu kişi bunun farkında bile değil.

Hepimiz cildimizin bakımına düşkünüz. Seçtiğimiz, kullandığımız ürünlerin olabildiğince içeriğinde zararlı maddeler olmasın diye özen gösteriyoruz. Hatta bazılarımız var ki takıntı halinde her bakım ürününü evde kendi yapmaya çalışıyor. Kendine göre çünkü doğal !

Dermokozmetik ürünler bir standart içerisinde seri üretim halinde raflarda yerini alırken, evde hazırlanan bakım ürünleri ise sürekli şekilde hava ile temas halindedir. Ne kadar ellerimizi yıkayıp hazırlığa girişsek bile eldeki mikroplar hiçbir zaman ölmez.

Kitaptan bakıp hazırladığınız, televizyondan görüp daha sonra yaparım diye küçük notlar aldığınız, gazete köşelerindeki tarifler belki sizin için tehlike arz ediyor olabilir.


Dermokozmetik yerine evde hazırlanan ürün kullanımı cildinize zarar verebilir.

Bu zararlar ise;

  • cilt florasının bozulmasına,
  • cildin lekelenmesine ve
  • yanıklara neden olabilir.
Tabi şunu da göz önüne almak gerekir: Evde hazırladığınız bir ürün 10 TL' ye mal olurken, dışarıdan aldığınız bir dermokozmetik ürün 50 TL'den aşağı olmayacaktır. Burada en çok etkileyen noktada bu sanırım. Ucuz olsun, doğal olsun diye bir şey yok ne yazık ki ! Dermokozmetiklerin etkinliği düzenli kullanımda fayda sağlarken, bunun arkasında güçlü bir teknoloji, standardize olmuş ürün ve klinik çalışmalar yatmaktadır.

Hazırladığınız ürünler ise standart olmayan (çünkü her defasında aynısını yaptığını sandığınız ürünlerde kullandığınız malzeme oranları mutlaka bir öncekine göre farklılık göstermiş olacaktır) ürünleri ortaya çıkaracaktır. Çünkü bizde göz kararı, el ayarı gibi ölçülerimiz mevcuttur :) Bir de o ürün için kullandığınız malzemeler bir sonraki hazırlamanızda farklı markaların malzemeleri olabilir (kullandığınız yağ markası, bal markası, yoğurt markası gibi..) ve buda farklı sonuçlar doğurabilir. Sadece o anlık etkisini görürken devamlılığını göremezsiniz, cildinizde vereceği reaksiyonu ve cilt tipinize uygunluğunu bilemezsiniz. Cildiniz daha kuru iken daha fazla kurutabilir, yağlı ise sivilcelendirebilirsiniz.

Kimse iyi olan cildini kötü yapmak istemez sanırım :) Aman dikkat !

Şimdi size soruyorum dermokozmetik mi, evde hazırladığımız bakım ürünleri mi?

Umarım korku verici bir yazı olmamıştır :)

Sorularınız var ise yorum bırakmayı ve beni takip etmeyi unutmayın :)

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.
Hoşçakalın !

İletişim:
Instagram: nevicoco
Twitter: neviico
Bloglovin: nevico
Email: nevicoco@gmail.com

25 Haziran 2014 Çarşamba

Işıldıyan Bir Cilt İçin

Herkese merhaba!
Bugün size ışıldayan bir cildin sırlarından bahsedeceğim. Herkes bunun ne kadar önemli olduğunu bilse de, uygulamaya gelince sanırım üşeniyoruz :)

Işıldayan bir cilt kim istemez?

Deri, vücudun en büyük organıdır. Cilt üzerindeki bozukluklar, estetik kaygı uyandıracak durumlar ve doğru bakımla giderilebilecek tüm sorunların tedavisini mutlaka uzman ellerde yapılması gerektiğini unutmayalım.

Temizlik, cilt bakımı için vazgeçilmez önemli olan ve doğru yapılması gereken bir işlemdir. Cilt temizliği için doğru ürün kişiden kişiye değişir. Bazı ciltler yağlıdır daha fazla yıkanmalıdır, kuru ciltler ise az yağlı ürünlerle temizlenmelidir. Düzenli temizlenen cilt parlar, siyah nokta gelişimini önler  ve yaşlanmanın etkileri giderilmiş olur.

Gözler, ruhun ve sağlığın aynası ama aynı zamanda yüzün en nazik bölgesidir. Dış etkenlere aşırı duyarlı ve kırışıklıklara açık bir yapısı olduğundan yüze uygulanan her türlü krem göz çevresine uygun olmayabilir. Bu bölgeye uygun kremler tercih edilmesi gerektiğini unutmayın.

Uykusuzluk cilde yorgun, mat ve şiş bir görüntü verir. Bu yüzden düzenli uyku, genç kalmak ve daha iyi görünmek için bakım kadar gereklidir.

Güneş ışınlarına maruz kalmak insanı mutlu etse bile, güneş yaşlanma sürecini hızlandıran en önemli faktördür. Bunun için nemlendirici kremlerinizi kışın 15 spf özelliği olanları tercih etmenizi, yazın ise ekstradan nemlendiricinizin üzerine 50 spf özelliği olan yüz güneş kreminizi kullanmadan asla dışarı çıkmamanızı öneririm. Gelecek için cildinize en büyük yatırımı yapmış olursunuz. Benden size tavsiye ;)


Işıldayan bir cilt için, bol su tüketilmelidir. Deride bulunan su, cilde plastik yapı kazandırır; deri su desteğiyle temel şeklini ve yapısını kaybetmeden çekili, uzatılır, itilir bir özellik kazandırır. Bu özelliği koruyabilmek için ciltte yeteri kadar su bulunmalıdır (hücre içi-hücreler arası).

Sebze ve meyveden zengin beslenmek, ara öğünlerde tuzsuz ve kavrulmamış yemişler tüketmek, cilt sağlığınıa önemli katkılarda bulunur. Özellikle tuz, un, şeker ve yağın derinin hızla yaşlanmasına neden olduğu unutulmamalıdır. Hemde bu şekilde formumuzu da korumuş oluruz :)

Cilt sağlığı ile ilgili tüm önlemleri alınmasına rağmen cilt için profesyonel yardım alınması da gerekebilir. Yüzde mimik çizgileri, sarkma, lekelenme, damar genişlikleri oluşmuşsa kişi halen mat bir cilde sahipse mutlaka bir sağlık uzmanına başvurmalıdır.

Size bir başka tavsiyem ise cilt bakımınızda kozmetik değil, dermokozmetik ürünleri tercih etmenizdir.

Eğer sorunuz var ise bana yazmayı unutmayın. Cildinizle ilgili sorularınız var ise danışabilirsiniz.

Ne kadar sıklıkla cilt bakımınızı yapıyorsunuz? Yorumlarınızı bekliyorum. Beni takip etmeyi unutmayın.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere. Bakımla kalın, hoşçakalın !

İletişim:
Instagram: nevicoco
Twitter: neviico
Email: nevicoco@gmail.com